Ölen bir yakının eşyalarına ne yapılmalı?
Bu sorunun bir de teknik cevabı var. Ölen kişinin mal varlığından önce borçları ödeniyor; ardından varsa vasiyeti, toplam malın üçte birini geçmemek şartıyla yerine getiriliyor. Geri kalan mirasçılar arasında paylaşılıyor — ve bu noktadan sonra eşyaların kaderi tamamen onların kararına kalıyor.
Ailelerin genelde üç yol arasında karar verdiği görülüyor: özel anlamı olan az sayıda eşyayı hatıra olarak tutmak, kullanılabilir olanları ihtiyaç sahiplerine bağışlamak ya da aile içinde paylaştırmak. Bağışlamanın dini açıdan da bir sakıncası yok; merhum adına yapılan bu tür bir hayır sadaka-i cariye kapsamında değerlendiriliyor.
Uzmanların ortak uyarısı ise tek bir noktada: acele etmemek. Yas sürecinin ilk haftalarında verilen kararlar çoğu zaman pişmanlıkla sonuçlanıyor.
Bir yakınını kaybedenler için bazen en ağır an cenaze değil, dolabı ilk kez açtıkları an oluyor.







